KİMLER SİTEDE

Şu anda 5 konuk çevrimiçi
sevgi yolu e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 16 Eylül 2011 20:52

https://www.facebook.com/#!/pages/sevgi-yolu/241253802571402

Son Güncelleme: Cuma, 16 Eylül 2011 20:53
 
sevgi yolu e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 16 Eylül 2011 20:44

https://www.facebook.com/pages/sevgi-yolu/241253802571402" target="_TOP" style="font-family: "lucida grande",tahoma,verdana,arial,sans-serif; font-size: 11px; font-variant: normal; font-style: normal; font-weight: normal; color: #3B5998; text-decoration: none;" title="sevgi yolu">sevgi yoluhttps://www.facebook.com/pages/sevgi-yolu/241253802571402" target="_TOP" title="sevgi yolu">https://badge.facebook.com/badge/241253802571402.3081.788067501.png" style="border: 0px;" />http://www.facebook.com/business/dashboard/" target="_TOP" style="font-family: "lucida grande",tahoma,verdana,arial,sans-serif; font-size: 11px; font-variant: normal; font-style: normal; font-weight: normal; color: #3B5998; text-decoration: none;" title="Kendi kartını hazırla!">Sayfanızı Da Tanıtın

 
SEN YANLIZLIĞIM e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 29 Ocak 2011 22:28


Sen el değmemiş sensizliğimsin..Akşamın yorgun koynunda..kaldırımlar ıslanırken yağmurlarla..ve sensiz yürürken..şarkıların nakaratlarından..seni seviyorum demeyi beklerken..sensizliğe dönüşen bestelerdeimage
özledigim el değmemiş sensizliğimsin.

Özledigim masum gözyaşımsın.
Siyah örtüsünü sererken geceimage
bırakırım avuçlarımdaki sevda nağmelerini.
Ve dileğim taşınırken b
aşka mevsimlereimage
Umudun buzullarını..yüreğim eritmek isterkenimage
buharlaşan ateş gözlerimde..özledigim masum gözyaşımsın...

Yıkıntılardan gelen geleceğimsin..Yüreğini dolduran onca depremlere karşı..içinde benim için bir yer bulmak..ve sokaklarda sersebil hallerimde..tekmelerken taşları umarsızcaimage
sırtımdaki karanlığım..gecelerin arasından sıyrılırken bilinmeze..Doğudan gösterir kendini ışıklar...kanatlarını çırpmayı bekleyen
beyaz güvercinlerin tüylerinde..hasret mektubumdaki yalnızlığımsın...

Sen sevdasızlığımimage
Sen yalnızlığımimage
Sen günahlarımimagesevaplarımimagevuslatlarımsın.

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 02 Temmuz 2011 10:57
 
BAZEN AŞK GİDER...... e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 29 Ocak 2011 22:04



 

Bazen aşk gider...
Ve hayat da gider onun pesinden...
Terk edildiğin yerde öylece kala kalırsın…
Bir sabah uyanırsın ki gözünü açtığın ömür senin ömrün değildir...
Aynada tek parça görünen bedenin, aslında lime limedir...
Nefes diye içine çektiğin ciğerlerinde parçalanmış aşkının cam kırıklarıdır...
Her sabah ölmeyip neden uyandığına lanet edersin...

 

Bazen aşk gider...
Önünde bir kadeh rakı, küllükte bir ölüm dolusu izmarit öylece bakakalırsın arkasından...
Kulağın hiç çalmayacak olan telefondadır...
Zaman dursun saatler hiç geçmesin istersin...
Tanrım ne olur gerçek olmasın, ne olur güneş dogmadan geri dönsün,
Teninde bir başka tenin kokusunu getirse bile dönsün yeter ki
Hiçbir şey sormam ona, bu geceyi yaşanmamış sayarım,

Unuturum yeter ki asık olmasın...

İçimde durmaksızın çığlık  atar dualar...

Ama bazen aşk gider ve o çaresizce yalvardığın Tanrı bile gider pesinden...
Sonra sabah olur, güneş doğar...
Aşkın gelmez bir türlü...
Bir gecede değişir ömrün...
O bir türlü inanmak istemediğin kader seninle alay eder gibidir...
Ömrünü adadığın, yıllarını önüne serdiğin aşkın bir gecede bir başka hayata karışmıştır iste...
Bir gecede bir başkasının aşkı olmuştur...
İNANAMAZSIN! ...

Bazen aşk gider...
Ve sen yıllardır içinde yaşadığın yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığına taşınırsın...
Elin varmaya varmaya boşaltırsın dolapları...
Çekmeceden çıkan her giysi parçası onunla geçirdiğin anıların tarihiyle ağırlaştıkça ağırlaşır...
Onun kollarında geceler boyu cennet uykularına karıştığın yatak sen giderken utancından bakamaz yüzüne...
Doğmamış bebeğin yerine koyup büyüttüğün cam önündeki o küçük mor menekşe
yapraklarına kondurduğun veda öpücüğüyle büker boynunu...
Valizlerini kapının önüne yigip yüzün sirilsiklam son bir sigara için yigilirsin koltuga...
Gidiyorsundur iste...
Aşkını kendi ellerinle bir başka aşka teslim edip...
Ömrünü onun ömrüne, hayallerini onun hayallerine, sevdanı onun sevdasına ekleyip...

Bazen aşk gider...
Ve adresi değişir evinin...
Sesinin tonu değişir, yüzünün rengi...
Yastığının sıcaklığı, yediğin yemeğin tadı uykuların değişir...
Ve rüyaların her aksam açıp girdiğin kapıdan başka bir sevda giriyordur artık...
Her gün oturduğun koltukta o bakmaya doyamadığın gözlerin ışığında bir başka sevda oturuyordur...
Yıllardır evinde ağırladığın, masalarına konuk olduğun,

hayatlarını paylaştığın dostlarının kahkahaları arasına bir başka ses karışıyordur artık...
Senin gölgene alışkın duvarlar bile çoktan kabullenmiştir yokluğunu...
Her gece uyuduğun yastığa bir başka sevda bırakıyordur kokusunu...
O öpmeye kıyamadığın dudaklarda bir başka sevdanın adi...
Aşkının o tek cennet bildiğin uykularında bir baksa sevdanın rüyaları...

Bazen aşk gider ve anılarda gider pesinden...
Siz hiç o yüreğinize sığdıramadığınız aşkınızı bir başka sevda için ağlarken gördünüz mü? ...
Ben gördüm! ...
Kör oldu gözlerim onunla sevdasına ağlamaktan...
Bir alev topu gibi onun için çığlık çığlık yanarken siz hiç aşkınızın önünde diz çöküp
'Bu kadar çok seviyorsan bırakma onu, sana kıyamam ne olur git,' diye yalvardınız mi? ...
Onu bir başkasının kollarında düşünürken siz hiç geceler boyu aklinizi kaçırmamak için

kendi kendinize bağırdınız mi:
'Unut onu, unut onu, unut onu ya da ÖL! ...'
İçinizdeki o durmak bilmeyen yangının acısını dindirsin diye kanatıncaya kadar bileklerinizi ısırdınız mi? ...
Göz yaşları içinde yastığınıza gömülüp her Tanrı’ya sığınmak istediğinizde
artık başka bir yüreğe sevdalı olan aşkınızı ondan geri istemekten utanıp
dua etmekten vazgeçtiğiniz oldu mu hiç? ...
Siz hiç yana yana sevdiğiniz bir sevgilinin yoluna gençliğinizi serip
güle güle başka bir aşka uğurladınız mi? ...

Bazen aşk gider! ...
Ama ölüm gelmez bir türlü...
Ne yapsanız öfke duyamazsınız, giderken bir kibrit aleviyle ateşe verdiği
ömrünün alevleri içinde eriyip giden yüzünüze, silinip giden kokunuza,
kül olan yüreğinize dönüp bir kez bile bakmayan o sevdanıza...
Anlarsınız aşktır bu, öfkeyi bir türlü yurduna kabul etmeyen...
Vefasız bir unutuşa kurban olsa da solup yitmeyen...
Hayattan soğutup size ölümü özleten...
Ölü bir bedende canlı kalmakta direnen...
Anlarsınız aşktır bu...

Bazen aşk gider...
Günler geçer ardından ve aylar...
Bazen de yıllar...
Bebekler büyür, insanlar yaşlanır, insanlar ölür,
eşyalar eskir, evler yıkılır, kurur ağaçlar...
Sokakların adi değişir...
Acılar belleğin acımasızlığına teslim olur...
Sevilen unutur, seven yanar..

Bazen aşk gider...
Ya da siz gittiğini sanırsınız...

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 02 Temmuz 2011 10:45
 
ünlülerin aşk sözleri e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 17 Mart 2010 18:57
 

Aşk Sözleri



Aristo:
"Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur"

Augustinus:
"Sevgi ruhun güzelliğidir."

Franz Xaver Von Baader:
"Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır."

François Bacon:
"Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz"

Bailey:
"Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır"

Balzac:
"Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar"

Basta:
"Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever"

Jeremy Bentham:
"Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur"

Bulor:
"Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır"

Antoine Bret:
"Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur"

Jacob Boehme:
"İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur"

La Cordaire:
"Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur"

Dante:
"Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir."

Eugene Delacroix:
"Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister"

Descartes:
"Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı aşk duyarız."

Duclos:
"Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan ... hayır"

Epiktet:
"Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düşünmektir. Aşk
tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir"

Epikür:
"Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz... Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır."

Douglas Ferrola:
"Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer"

Faulkner:
"Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde
yaşayamayacaktı."

Fenelon:
"Sevmeden yaşamak yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir."

Feuerbach:
"Varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varoluşun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur."

Costance Foster:
"Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir"

François M. C. Fourier:
1) Geçici ya da keyif verici aşklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlık aşkları gibi şekillere ayrılır.
2) Az çok bir süresi fakat kısır aşklar ki, bunlar gözde aşklardır.
3) Yalnız bir çocuk doğurtan geçici aşklar ki, bunlar dölleyen aşklardır.
4) Karılar ve kocalar aşkıdır ki, bu iki tarafın isteği ile yıllarca sürer ve bir çok çocuk doğurturur. Fakat bunlar birbirleriyle yaşayıp yaşamamakta serbesttir."

"Her erkek bütün kadınlara ve bir kadın bütün erkeklere sahiptir."

Freud:
"Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır"

Geraldy:
"Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır"

Geothe:
"Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir"

Efes'li Heraklitos:
"Duyu organları akılsız ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. Eşek samanı altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. Domuz için çamur saf sudan daha değerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, balıklar için kurtarıcı insanlar için uğursuzdur."

Victor Hugo:
"Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır."

Paul Henri D. Holbach:
"İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir"

Holty:
"Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir."

Albert Hubbart:
"Aşk yaşamdır deriz, ancak umutsuz inançsız aşk ölümden beterdir."

Konfüçyus:
"Dinsel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır"

François La Rocheffoucauld:
"Tüm duygularımız ve tutkularımız rastlantı ve çıkarın eseridir ve bizim erdem, aşk, karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. Aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır."

Mevlana:
"Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı... Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı."

Moliere:
"Kadınların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzellikleri
yaşatır."

Montaigne:
"Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır."

Mu-Ti:
"Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri, baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir."

Newton:
"Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yanlız kalırlar."

Robert Owen:
"İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir."

Pascal:
"Aşk iradenin ereğidir. Her çeşit dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir. İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yaşam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse 'aşk'ı yeğ tutarım. Biz aşk karakteri ile doğarız. Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye sürükler. Bundan sonra artık bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır? ... Aşkın konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için dışarıda aradığı bu güzelliğin örneğini kendi içinde bulması gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildiği kadar kendisine yaklaşanı sever. Sevmeye başlayınca eskisinden bambaşka bir insan
olduğumuzu anlarız. Aşktan söz ede ede insan aşık olur."

J. J. Rousseau:
"Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?"

Shakespeare:
"Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir... Aşk gözle değil ruhla görülür."

Madame De Scudery:
"İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar."

Schiller:
"Ey aşk, güzel ve kısasın... Aşk insanı birliğe, bencillik yalnızlığa götürür."

Seneca:
"Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir."

Stendal:
"Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar"

Cenap Şehabettin:
"Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır."

Mark Twain:
"Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz."

Voltaire:
"Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı kadınları
erkekleri evcilleştirmek için yarattı."

Oscar Wilde:
"Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak ister."
Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Mart 2010 18:58
 
sevdalarımız e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Mart 2010 21:55



Hepimizin birer karanlık gecemiz vardır,
kucağında kavuşamadıklarımızın avuçlarını tuttuğumuz...
Birer sonbaharımız vardır,kuru yaprakların anılarımızı sakladığı...
Yağmurlarımız kendimize özeldir,
damlalar gönlümüzün istediği figürlerde dökülür
 gökyüzünden aheste,aheste...
Göz yaşlarımız ayrı süzülür yanaklarımızdan,
bazen denize koşan ırmaklar gibi coşkulu,
bazen de inci taneleri gibi tane tane ve berrak...
Bestelerimiz hep başka başkadır kulaklarımızda ve
dudaklarımızdan dökülürken yalnızlıklarımıza....
Şiirlerimiz başka başkadır...
Sevdalarımız başka...

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Mart 2010 22:02
 
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Şubat 2010 23:11


Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili
 O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
 Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur
 Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
 Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur
 Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar.
 İnsan korkusuz olur, daha derinden anlamaya başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur
 Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ta ortasında.
Hindistan?da Ganj Nehri?nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de..
 New York?ta, bir sokakta, kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da.
 Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı
 o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
 Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun âşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez
 dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır,
 insanları uykularından uyandırmak isterdim.
 Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer
 Sevdiğimiz insanların çocuklukları da
 Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider
 hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini,
 kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
 İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
 Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
 Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp,
 soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi.
 Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak,
 başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak..
 Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak.
 Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış
 Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak
 Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Şubat 2010 23:18
 
HER SEVGİ HÜLASANIZDIR e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Şubat 2010 22:53


Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sü­rükleyip,
 kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır.

Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslın­da,
her sevda ruhumuzun bir başka yüzü...

Her aşkta kendimizi ararız; o yüzden bulduklarımız,
 benzerlerimizdir.

Resimlerini yanyana koyun sevdiklerini­zin ve dikkatle bakın yüzlerine,
onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size...

Aşk denilen kaleydoskobun buzlucamına gözünüzü dayadığınızda,
 binbir camın rengarenk ışıklar saçarak döndüğünü ve
 her seferinde bambaşka şekiller ördüğü­nü görürsünüz.
 Her camda, farklı bir ren­giniz vardır; her şekilde sizden bir parça...

Aşklarınız hülasanızdır.

Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın,
 farklı ruh hallerinizi ele verir;
arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu,
 cam par­çalar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz...

Sevgilinizin gözlerindeki dolunay,
 sizde­ki ışığın yansımasıdır aslında;
 dilindeki si­zin ilhamınız, tenindeki sizin ısınız...

Yoksa hâlâ bir sevdiceğiniz,
 o henüz kendinizi bulamadığınızdandır...

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Şubat 2010 23:11
 
ÖYLE SEVMELİSİNKİ BENİ... e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Şubat 2010 23:11
 

 Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum.
 Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. 
 Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim.
Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı.
 Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın.
 Ve ben söylenerek sıranı almalıyım.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
 Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
 Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden.
Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
 Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
 Eve gelip, benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
 Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken,
 sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı  herşeyde......

Son Güncelleme: Salı, 09 Şubat 2010 23:23
 
AŞK e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 03 Şubat 2010 21:28



Art
ık sevgi dolu aşk dolu sevişmeler tozlu raflara kalktı.

Eskiden sevdigin a
ŞIK oldugun insanlarla tatlı anlamlı zamanlar geçirirdik.
Şimdi ise sadece boşa zaman geçsin diye boş ama hoş insanlarla dolaşır olduk.

Sizce bunun nedeni ne?
A
şkın ömrü azaliyormu?
A
şık oldugun insan yada sevdigin insan artık ruhunumuzu zedeledi mi ki böyle yapiyoruz.
A
şk nefrete mi dönüştü?
Kim verecek bunun hesab
ını?
Kimden alacag
ız göz yaşlarımızı?

Sorulacak sorular var zihnimizin derinliklerinde.
İnmeye sakın çalışmayın bogulursunuz.

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Şubat 2010 21:30
 
UNUTULMA PAHASINA e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 01 Şubat 2010 20:59


Sana dair isteklerim oluyor. Kimi zaman derin ah` larım oluyorsun bir Sezen Aksu şarkısını dinlerken. 

Sen; içinde bahar
ı gizleyen kışımsın benim. Ve biliyorum, o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç.
Bana susmak dü
şecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar,
 payla
şmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde Sana,
sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin. 

Tabans
ız sevdalardan kopup Sana sığınıyorum çoğu zaman.
Soluk solu
ğa varıyorum yanına, ter kokarak tenim. Anne sütüne aşık bir bebek gibi duruluyorum sonra. 

Git diyorum sana, kalma yüre
ğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum...
 Gitme diyorum. Kal geldi
ğin yerde. 
Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim. 


Hangi aral
ıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime.
Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben d
ışımda tutmaya çalışırken seni,
 me
ğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti...
 Yerle bir olmu
ştu her şey. 
Olmazsa olmazlar
ım... ilkelerim... yargılarım... 

Kabullenmek zor san
ıyordum; acemi ama mükemmel bir aşkı taşıyabilmeyi... 
Ve en az ac
ıyla kurtulmakmış gerçekten bizi bekleyen yalnızlıktan, bir başınalığın mecburiyeti ile
mucizelere umut ba
ğlamakmış zor olan... 
Belli bir yerden sonra, baz
ı şeyleri aşmış olmanın olgunluğu ve
kabullenme meziyetiyle üstesinden geliyorsun umutsuzlu
ğunun... 
Yani imkans
ızı mümkün kılmanın zor olduğunu biliyorsun. Çünkü biliyorsun,
 o arada bir yol var ve bu yol uzun da olsa bir yere gidiyor. O bir susma türü sadece,
o bir ya
şam şekli. Ve her yalnız yaşamak ölmenin diğer yüzü. Bu yol öyle, öylece durur. 

Seni akl
ıma getiren, yüreğime düşüren bu yol değil, kötü şansla başlayan bir ilkin, iyi şansı sadece.
 Dü
şüme düşüşün zamandan değil, düşlerin gafı. 

Nas
ıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana,
nas
ılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı.
Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gitti
ğini bilemeden.
Ben ya
şanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum,
Sen yaralar
ına benden sevda sürüyorsun. 
BELK
İLERDEN,İHTİMALLERDEN, KEŞKELERDEN medet umuyorum,
Senin belki de yabanc
ısı olduğun düşler büyüterek... 
Ben, suretine de
ğil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum. 
Ben seninle, ayn
ı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum. 

Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle,
süresi di
ğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda. 

Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum

Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum,
bir yenilgide zafer ne kadar anlam ta
şıyorsa o kadar anlamlaşıyorum

Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum

Umut; hep var olacak çünkü . 

BAZEN SUSMAK GEREK
İYORMUŞ,BAZEN BOMBOŞ BAKMAK GEREKİYORMUŞ HAYATIN YALANLARINA;
ANLAMAYA ÇALI
ŞMAK SAÇMALIK..ANLAMADAN YAŞAMAK GEREKİYORMUŞ,
ZAMAN DEG
İLMİŞ GİDENİ GETİREN;ASLINDA ZAMANMIŞ VAROLANI GÖTÜREN,
AMA BAZEN UNUTMAK GEREK
İYORMUŞ UNUTULMA PAHASINA......

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Şubat 2010 21:32
 
senim olmamış gibi... e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Ocak 2010 16:00

alt

Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi......

 

Son Güncelleme: Perşembe, 28 Ocak 2010 14:49
 
SUSTUM e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Salı, 26 Ocak 2010 22:03


Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle kons
uyorumm simdi yalnız…
yalni
z yüregimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor…

ey bes
igini sallayip bogdugum hayat
kucagi
mda büyütüp öldürdügüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
aci
larim konusuyor yalniz… 
ben sustum!
susmuyor yüreg
imi kavuran kasırga
pencereme vuran yag
mur damlalari
susmuyor her gece dis
arda inleyen rüzgar
gelmiyor bahar
kus
lar sevinmiyor
yi
ldizlar küs
ay üzgün
günes
dogmuyor
aci
lar dinmiyor
içimde binlerce s
iir kaniyor her gece
kimse bilmiyor… 

Son Güncelleme: Cumartesi, 30 Ocak 2010 19:52
 
SANA ADANMIŞ ÖMRÜM.... e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Salı, 26 Ocak 2010 21:59


..........

 

Hayalim kadar yakın, 
Gerçekler kadar uzaksın bana.. 
Yürek yangınlarına alıştım ama
Sana adanmış olan ömrüm yanıyor..........

 

Son Güncelleme: Salı, 26 Ocak 2010 22:02
 
OLDUĞUN GİBİ... e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Salı, 26 Ocak 2010 21:23

Seni unuttuğumu sandın ey sevgili!....
Bilmezsinki seni can
ımdan çok sevdiğimi,
Belki uzaktas
ın belki hiç dönmeyeceksin ama...
Ben seni zaten böyle sevdim OLDU
ĞUN GİBİ...

 

Son Güncelleme: Salı, 26 Ocak 2010 21:26
 
su gibi... e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 13 Ocak 2010 14:55

Bir an için sen su oldugunu düsün. Su denli özel, su denli yararli ve su denli çok, tükenmez... Inaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yag, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayi dolduramazsin. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsin. Unutma daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçasi olursun yalnizca!... Suyun yaninda olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü"Su nasilsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye" diye düsünürler..  Tipki, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiçbir hayvan, irmagin gürültüler koparan yerinden su içmeye çalismadi simdiye dek. Hepsi, hep sabahin en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler. Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamandi. Sen hep bir su oldugunu düsün. Su gibi güzel, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi yasam kaynagi oldugunu düsün. Ama su gibi yasatici ol. Su gibi yikici, sürükleyici ve öldürücü degil!.. Suysan tarlalarini basma insanlarin, yuvalarini yikma, ocaklarini söndürme; sana "felaket" denmesin! Suysan bir bardaga sigabil ki damarlara girebilesin!..      

    Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararli, su gibi gerekli ve su gibi bitmez tükenmez oldugunu da unutma. Ayrica su gibi sakin olabilecegin gibi, su gibi de "kiyametler" koparici olabilecegini unutma... Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayilabilecegin küçük irmaklara ayirabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, yasam verirsin çevrene. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçilan olursun seller, afetler gibi. Tercih elindeydi hep ve hep "senin" ellerinde olacak... Ya tutmayi ögreneceksin dilini ya da hiç durmadan konustugun için, yalnizca bombos ve anlamsiz sesler çikartan birisi oldugunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su degil mi? Düsüneceksin ne zaman ne söyleyecegini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemedigini, kimin anlayip anlamadigini.     

     Düsüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarini anlatabildigini... Hatta anlayanlarin anladiklarinin da senin anlattiklarinin ne kadari oldugunu düsüneceksin... Konusmak için en uygun zamani bekleyecek, en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalisacaksin... Yolcularin, önceden aldiklari biletleri ceplerinde oldugu halde, saatlerini kontrol ederek, zaman yaklastiginda, vapurun kalkacagi iskelede hazir olmalari gibi, sen de fikrini bildirecegin kisinin " kiyiya yanasmasini" bekleyeceksin!.. Demeyeceksin " Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.." Demeyeceksin " Ben aklima geleni geldigi biçimde söylerim. Karsimdaki de degil duymak degil dinlemek, anlattigimdan bile fazlasini anlamak zorunda.." Keske öyle olsaydi. Keske hakli olsaydin, ama maalesef degil... Agzini açip "Selaleden dökülen suyu" içmeye çalisan bir tavsan gördün mü hiç?... Ya da önüne çikan agaçlari bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye ugrasan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasini bekler; beyni olan her canli gibi! Hadi... Sen simdi " su oldugunu" düsün ve kendini " su gibi " hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararli... Su gibi yasam kaynagi ve su gibi bitmez tükenmez oldugunu animsa... Ama yine su gibi " küçük bir bardagin içine" sigdir ki kendini girebilmeyi ögren insanlarin damarlarina. Yasam ver... 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 13 Ocak 2010 15:40
 
yitik sevdalar e-Posta
SEVGİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 07 Ocak 2010 20:31


Yitik sevdalar öğretir insana ayakta durmayı,Yitik sevdalar öğretir zulmün vefasında çileyi,Kayıp şehirlerde unutulmuş şarkılar eşliğinde.Sonsuz zamanların kıyıda köşede kalmış dakikalarında,Acıtır saatlerin vuslatı bir türlü vurmaması.Beklediklerin hep en sona kalanlardı belki de.Ya da beklediklerin diye bir şey yoktu,Acımasız yüreklere ismini kazırken…
         Aramak nafile birilerini, yalnızlık kahretse de beni, ucubelerin salına salına dolandığı Sana dokunabildiği bu terkedilmişlikte elim kolum bağlı öylesine dolaşmak bile Yaşamaya yetecek değerler arasında hala kaybolup gitmedi… Yorgun akşamlarda söylediğim şarkılarla avuntuların soluklarında hissetmek nedir ismini bilir misin?
         Susmanla ölmenin acısını ben bilirim ancak,Yenilmek nedir ben bilirim.Gece gündüze eş değerdeyken,Yarınlarımın yok olan umutlarında,Seni ne geceme ne de gündüzüme koydum,Ne de tam günüm oldun…Sen yıllarımın içinde kaybolup giden mevsimlerim,Bıraktığın felaket izleriyle de hatırlama sebebimsin...
         Herkes kendini bilmeli ve de belki sevmemeli değil mi???
Ve herkes hayatı yitik sevdasından öğrenmeli Öylesine umutsuz acılı ve de karamsar…

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 30 Ocak 2010 19:47
 


GİRİŞ